Kanadı kırık bir martıydım ben.Mai nin üzerinde esen rüzgarın doldurduğu rüyalara kanat çırpıyordum sıcak bir yaz akşamında.Yoruldum kırık bir kanatla uçmaktan.Sonu olmayan bir yolculuğa çıktım sensiz rüyalarımda.Ne olurdu kanadımı sarsan,kuşatsan tüm sevginle,yarama sıcak ve yumuşak bir buse kondursan.Ne olurdu sensiz yolculuğumda kanatlarıma tutunsan.Ama sen bensiz bir yol seçtin uzun hayat yolculuğunda.Kırık kanatlarımla bir süre arkandan geldim,geriye dönüp bakarmısın diye.Bakmadın,göresin diye gözyaşlarımı yoluna döktüm usul usul..Yine dönüp bakmadın,yine ıssız ve derin yoluna devam ettin.
Bu yolda hep yanında oldum kırık ta olsa kanadım.Çok kanadı kanadım,hiç bir umut kalmadı tekrar yaşamaları için.Son nefesime kadar senin yolunda,seni yolunda izledim..Yağmurlu ve fırtınalı bir kış akşamında ellerin titrerken,gözündeki yaşları gördüm.Onları teker teker topladım bir daha yanaklarından aşağıya süzülmesinler diye.Kanatlarımla son bir kez daha örttüm üzerini,üşümeyesin,korkmayasın diye..Sabah güneşinin ufukta belirdiği ilk ziyasını gördüğümde tekrar gökyüzüne süzüldüm,beni farketme diye.Farketmedin,şaşırdın,etrafına baktın ama kimse yoktu.İlahi bir gücün seni koruduğunu düşündün,meleklerin senin yanında olduğunu düşündün..Ne çok isterdim senin meleğin olmayı.ıssız ve derin yolculuğunda bir omuzunda sana destek olmayı..ama o yolculuğa bensiz çıkmayı seçtin sen.Ben de senin yolunda seninle olmayı.Bir tek kalbim ve kırık bir kanadım vardı yanında.
Benim semavi hayatım seninleyken son buldu.Yorulmuştum,dinlenmek için bir sandal ağacının dalını seçtim.kanadım acıdı,inanılmaz bir acı çekiyordum,sensizliğin verdiği acı daha kötüydü elbet.Dinlendim,ilahi bir güç beni derin ve süresiz bir uykuya daldırdı.Uzun bir uykuydu,rüyaları seninle dolu bir uyku.
Uyandığımda sen yoktun.İnanılmaz kötü bir kabus görüyordum.Sen yoktun,etrafıma bakındım,koştum.koştukça kanadım daha çok kanadı.içim acıyordu sevdanın yüreğime attığı izin sebebi güzel peri.Seni kaybettim,aradım ama bulamadım.ismini haykırdım,göçebe kuşlara sordum aşkımı,ağaçlara sordum seni,ama bulamadım.Kaybetmiştim seni,ağladım,artık gücümün kalmadığını hissediyordum.Umudum da tükenmişti artık.İçim acıyordu,nasıl bir acıdır bu bilirmisin..artık sen yoktun,sensiz bir dünyaya alışmak o kadar zor ki..
Son defa sema ya açıldım,kanat çırptım senden bir ize rastlarım diye.ama rastlayamadım.Gitmiştin,çok uzaklara gitmiştin..Kırık kanadımla gökyüzüne yükseldim,yükseldim...İsmini sema ya bir kez daha haykırdım ve ardından kalbimdeki o hafifliği,kanatlarımdaki acının dindiğini hissettim.Derin bir nefes daha aldım sensiz.Sonra sensizliğin sonsuz karanlığında tüm acılarım en son anlamına kavuştu..Ölümün derin sessizliği ile tüm kalbim sonsuz atışına son verdi.
kırık bir kanatla,ruhunda eksik vücudum gökyüzünden aşağıya süzüldü.ruhundan ayrı bedenim,lalelerle bezenmiş bir buğday tarlasına düştü..Kırmızı bir ruj sürmüş gibi görünüyordu buğdayların ülkesi.Tam ortasında sen vardın.Bana koştun,ellerine aldın kanadı kırık vücudumu,göğsüne bastırdın ve gözyaşlarını salık verdin al yanaklarında yanaklarıma doğru.Belki bir gün beni bulurda alırsın diye,ayaklarıma bağlamıştım o akşam senden topladığım gözyaşlarını.Ayağımdan çekip aldın,ayağa kalktın ve gökyüzüne saçtın ruhumun küllerini,ruhuma seni seviyorum diye haykırarak.Artık gidebilirdim sensiz cennetime.Bir gün geleceğini umut ederek...
Kanadı kırık bir sevda bıraktım arkamda,ama o hep benim olacak..Benimle olacak,sıcak dokunuşlarımın anlam bulduğu bir ruha ait olacak onlar..
sana bir umut gönderiyorum pandoranın kutusundan,hayatı sevesin,ruhunu sevesin diye...
Hoşçakalın anlamsız kaldığı bir kalpten sevgilerle...