Sayfalar

19 Haziran 2010 Cumartesi

BABAMA...

Merhaba Baba,
Sana ilk kez yazıyorum.İlk kez kendimi sana ifade etme cesaretini buldum kendimde.Artık seni affetmenin zamanı geldi.Seni güzel şeylerle hatırlamak istiyorum artık.Yaşadığın hayatta karşılaştığın bunalımlar,güzellikler,hüzünler,aşklar vardı.
Ruhun şu anda nelerle mücadele ediyor bilmiyorum.Allah'tan tek dileğim,herşeye rağmen senin oralarda acı çekmeden,rahat,huzurlu bir dünyan olmasıdır.Seni düşündükçe,kah kızıyorum kah acıyorum,kah özlüyorum..Ama ne de olsa sen bizim babamızsın.Sana ne bu dünyada ne de ruhlar aleminde zeval gelmesini arzu etmem.Zamanında yaşadığımız olumsuzlukları unuttum ben,artık çok olgun,ayakları yere daha da sağlam basan,işinde başarılı,hep öğrenen,kendini geliştiren bir oğlun var.Ha bir de nasıl söylesem,çok aşığım baba..Onu çok seviyorum,onun şu anda herşeyden çok işine konsantre olması gerekn bir dönem.İşinde en başarılı kişi olabilmek adına çok çalışıyor,ben de ona dua ediyorum,onu çok sevdiğimi ifade ediyorum,ben onun yerine de seviyorum ki işlerini hayatını daha rahat idame ettirebilsin.Eminim sağlığında bunları görseydin benimle gurur duyardın.Ne çok isterdim benimle gurur duymanı,elini omuzuma atıp "Bak sevgili oğlum:Hayat çok mücadeleci bir yol,bu yolda siz çok güçlü ve şanslı olarak ilerliyorsunuz.İnsanlar arasında çok çeşitli sorunlar,kavgalar olabilir.Bunları konuşarak,dertleşerek,paylaşarak atlatabilirsiniz.Yeter ki sırt sırta verin,elele verin ki kimse size çelme takamasın.Hayatı mutlu yaşamaya bakın,hayat çok kısa,yarın ne olacağını bilemezsiniz.Yaşadığınız an ve anları dolu dolu,hep gülerek geçirmeye bakın.Sakın ona karşı en küçük bir saygısızlık yapma,onu sev ve koru.O senin hazinen,senin annen de benim en büyük hazinemdi.Sen benim oğlumsun,sen gücün,dürüstlüğün,şefkatin oğlusun.Ben,bedenen yanında olamasam da ruhen sizin yanınızdayım."dediğini duyar gibiyim.
Bir yaz günü hep birlikte Mamure kalesine denize girmeye gitmiştik.Ben yanlış hatırlamıyorsam beş veya altı yaşındaydım.O gün çok güzeldi.Hatırladıkça hala içim kıpır kıpır oluyor.O günün sonunda eve dönmek için minibüs durağına doğru ilerlerken,ben biraz hızlı yürümüş önden gitmiştim.Senin de yanımda ilerlediğini düşünerek elinden tutmuştum."Baba,bak.."demiştim,kafamı kaldırdığımda yanlışlıkla başka birinin elini tuttuğumu gördüm.Adamcağız da bana bakarak gülümsüyordu.Hemen elini bırakıp sana doğru koşmuştum,biraz mağrur,biraz utangaç bir tavırla.Hatıramdaki ağzımdan çıkan ilk ve son "BABA" sözleriydi onlar.Olsun hayatımda baba sözcüğünü söyleyebilmiş olabilmemin sevincini duyuyorum.
Artık sana hiç bir konuda sana kızmıyorum,herşey geride kaldı.Seninle birlikte o kızgınlıklar,acılar,hüzünler geride kaldı.Artık duygularımı daha da olgun yaşamaya çalışıyorum.Hayatımı en güzel şekilde idare etmek adına çok çalışıyorum,yaptığım işi iyi yapmaya çalışıyorum.Sen rahat ol,oğlun çok iyi,eskisinden çok daha sağlam bir karaktere sahip.İlerde bir gün ben de baba olursam,çok iyi bir baba olacağım.Allah bana ömür verdikçe onlarla birlikte olacağım,onlara çok iyi bir insan olmayı öğreteceğim.Senin güzel ruhunu anlatacağım.Sevdiklerinde,aşık olduklarında yanlarında olacağım,oğlumun omuzuna elimi atıp arkadaş gibi onunla bir çok şey paylaşacağım.Nevizadeye gidip rakı-balık yapacağım.Sarhoş oluşunu,tatlı rezilliğine tanıklık edeceğim.Kollarımın arasına alıp,oğlum benim,seni çok seviyorum diyeceğim.Kızım olursa,hayatta çok mutlu olması için elimden gelenin en iyisini yapacağım,onun hem babası hem dostu olacağım.Pierre loti ye gidip aşklarını dinleyeceğim,gözyaşlarını ellerimle tek tek toplayacağım.Kızım seni çok seviyorum diyeceğim.
Yarın babalar günü,senin günün..Burada sana binlerce defa dua edeceğim,ruhunun derinlikleri huzurla dolsun diye.Biz,sensisiz,sensiz yalnızız,ama senin çocukların güçlü ve karakterli çocuklar.Seninle mutlu olabilirdik,mutluluklarımıza tanıklık etmeni isterdik.Maalesef olmadı,olamadı.Üzülme,ben işimde gücümde çalışan ve aşık bir adam oldum,Kardeşlerimde işlerinde güçlerinde mutlu bir hayat yaşıyorlar.Bizi merak etme sen,biz çok iyiyiz.
İzin verirsen sana sevdiğim kızı anlatmak istiyorum.Hayatta en büyük hayalimdi,aşık olduğum insanı sana anlatmak.Sen hayattayken olmadı,şimdi anlatmak istiyorum.Bunları sana anlattığım için umarım beni affeder.
Sen de diyebilirsin,
Babam:"Oğlum bunları bana anlatıyorsan,ciddi birşeyler düşünüyorsun sen".
Ben:"Orası ayrı,o sadece benim istememle olacak birşey değil,zamanla neler olacağını göreceğiz..Şu anda sana sadece nasıl birini sevdiğimi anlatmak istiyorum,hayalimi gerçekleştirmek istiyorum."
Babam:"Peki oğlum seni dinliyorum,anlat bakalım,kimmiş bu kız.."
Ben:"yarın onunla görüşmemizin üzerinden tam altı ay geçmiş olacak.Çok iyi bir kız,duygusal,gururlu,iyi kültürlü bir ailenin kızı..Ailenin kültürü çocuklarında çıkar derdin sen.O da onu gayet güzel belli ediyor.Yetenekli ve hayat dolu bir kız.Hayata dair hedefleri olan bir insan.Boş bir insan değil anlayacağın.Birlikteyeken gözlerini benden ayırmıyor,bana dikkat ediyor,Beni anlamaya çalışıyor,benden seven biri gibi şüphe duyuyor,kıskanıyor.Ben de onu kıskanıyorum doğal olarak..
Babam:"ee,nasıl aşık oldun sen bu kıza? Ne oldu ,ne yaptı ki sana?
Ben:"Baba,aşkın zamanı ve yeri yoktur.Yaşadıklarımız,tutkularımız,el sıkışlarımız,yemeğimizi yerken kaşığı ağzımıza götürürken birbirimize bakışlarımız ve bunun gibi birçok yaşanmışların ifadesi kalpte değişik hislere yol açıyor.Bir gün,bir alışveriş merkezinde dolaşırken,birlikte bir mağazaya girdik.Değişik mutfak aletleri satan bir yerdi.Meyve sıkacağı soruyorduk,bize yardımcı olan çocukla da iyi bir ilişki kurduk,şakalaşıyoruz orda.Çocuk bizi evli sanmış,biz de öyle olmadığımızı söyleyince çocuk afalladı.Ne nasıl yaa,dedi..Çok şaşırmıştı,biz de onun bu halini görünce biraz utangaç bir gülümsemeyle olayı güzel karşılamıştık.İşte buydu dışardan bizim insanların gözündeki ifademiz.Birbirimizi,duygularımız çok güzel dışa vurabilmişiz biz.Biz güzel insanlar birlikteliği olmuşuz insanların gözlerinde.işte böyle baba,sonuç olarak onu seviyorum,bunu bilmeni ve bizim için dua etmeni istiyorum.Benimle olsun veya olmasın,Onun işinde çok başarılı,hayatında da çok mutlu olması için dua et.O iyi ve güzel ruhlu bir insan,inan bana.Benim için de ,oğlun için de dua et lütfen.Oğlun senin için güzel dualar ediyor.İlerleyen zamanlarda ne olur bilemeyiz ama oğlun herzaman ayakta kalacak,güzel,dürüst,sevecen,kendinden emin bir insan,adam gibi bir adam olmaya devam edecek.Oğlunla gurur duyabilirsin,gözlerin arkada kalmasın baba.
Baba:"seni seviyorum oğlum.."
Ben:"Ben de seni seviyorum,ellerinden öpüyorum ruhunun derinlikliklerinde mutlu olmanı diliyorum.
Ben bu yazıyı yazarak seni affettim,artık ruhunun rahatı,huzuru için bol bol dua edeceğim.Tanrı dualarımız kabul eder umarım.Senin yanımızda olmanı çok isterdim,sana bir gömlek bir pantolon hediye etmek isterdim.Neyse kısmet değilmiş artık...
Babalar günü , anneler günü gibi duygusal ve neşeli kutlanmıyor.Baba deyince otorite,ciddiyet akıla geldiği için pek duygusal bir kutlama olamıyor buralarda.Çocuklar,eşler bir pantolon bir de gömlek alırım deyip günü kurtarıveriyorlar.Aslında kutlamarda böyle olmalı,en güzeli abartmadan yaşanmalı.Herşey kararında olmalı.En güzeli en doğalı yaşanmalı hayatımızın otorite,ciddiyet,şefkat,şövalye,nezaket benliğini kazandıran kişilerin gününde.
Sözlerime burada son verirken,sana yazdığım için çok mutluyum.Seni sevdiğimi ifade ettiğim için çok mutluyum.Umutlu ve mutlu bir yaşam sürmem için dua ettiğini bliyorum.Senin için dua ediyorum.Ruhun huzur ve mutluluk dolsun inşallah.Ben seni affettim,ruhunu bağışladım.

Sevgili baba,babalar günün kutlu olsun,mekanın cennet,ruhun bahtiyar olsun...

Seni gözyaşlarıyla özleyen ve seven oğlun...

Seni seviyorum babacığım...

14 Haziran 2010 Pazartesi

DÜŞLER MEYHANESİ

Meleklerin göz yaşlarıyla geceyi ıslattığı bir akşam düşler meyhanesine doğru ağır ve düşünceli adımlarımla yola koyuldum.Meyhanenin ağır ahşap kakmalı kapısını aralayıp adımımı içeriye doğru attım,benim için büyük ama dünya için küçük bir adımdı.Kendimle dalga geçmiştim bir an,bir an seninle dolu kafamı kaldırıp ıslak ve yaşlı gözlerle masalarda hayalinin oturduğunu gördüm.Her hayalinin ellerinde hayatına ait anılar vardı.Kah acıların kah sevinçlerin kah gülücüklerin.Hayatını,dokunduğunda mutluluk ve umut saçan ellerinde tutuyordun.
Bir elinde küçük bir kız çocuğu,kumlarda oynayan,neşeli,gurulu ve mutlu.
Bir başka hayalinin elinde arkadaşalrın,dostların,az ve öz dostların enin birleştiriciliğinde buluşmuşlar kır kahvesinde kahvaltı yaparken.Hadi topla onları bir haftasonu,tek tek çağır onları,kendini anlat onlara,ben umudun ta kendisiyim,mutluluğun ta kendisiyim sizin içinizden biriyim,hayallerimde siz de varsınız cümlelerini haykırırken elinde tuttuğun umutların beyaz güvercinlerin kanatlarında pır pır uçuveriyor gerçekleşircesine.İnsan hayatının mutluluk kaynaklarında biri de birleştiriciliktir.Onlara moral vermektir kendi moralsizliğini gizleyerek,onlarda senin moralsizliğini alacak manyetik etkiyi yaratacaklardır kalbindeki negatif kuvvetlere karşı.Arkadaşlar,kah uzaklar kah çok yakınlar hepimize.Kahretmeden,üzülmeden dimdik ayakta,kendi etrafında birleştirmek için bir küçük bebek adımı at onlara doğru,daha önceki attığın kocaman adımları yok sayarcasına..Hayalkırıklarını boşver,onlar geçmişinde kalan toksik varlıklardır.İçine derin bir oksijen çek,düşler meyhanesindeki hayalinin elinde tuttuğu arkadaşlarını ayağa kaldır ve ahşap kakmalı kapıdan çıkın hep beraber mutlu olana doğru hep birlikte...Mutlu ol,güçlü ol,esprili ol,unutma ki sen de bende hayalimizin göründüğü gibi sıradanız,biz de yaşıyoruz hayallerimizi umutla,neşeyle güçle.Güçlü ve mutlu ol,artemis(romalılar diana derler)in oklarını insanların kalbine ölümüne sapladığı gibi sevgi ve dostluk oklarını atıver onlara doğru.
Düşler meyhanesindeki bir diğer hayalinin elinde acı,gözyaşı,isyankarlık ve kahır var.O kadar korkuyorum ki seni üzecek birşey yazmaya,o kadar seviyorum ki seni mutlu görmek için ,seni haketmek için kötülüklerle savaşan ejderha sürücüsü gibi..ilk zamanlarda bilmiyordun bu noktaya geleceğini.Hayatta en çok sevdiğin ve aşık olduğun adamın yerine birini sevebileceğine o güne kadar inanmamıştın.Bir gün, hep sevdiğini kalbinde yaşattığın o ilk sevgilinin karşısına çıkageldim.Seni sevdiğimi,koruduğumu,şefkatle yaklaştığımı,ellerini sımcıcak sevgi dolu hislerle tuttuğumu hissettin.Bu hislerden korktun,daha önce yaşadıklarının üzerine koymak istemedin bu sıcak duyguları.Korktu bu duygulardan,gerçek olabileceğine asla inanmadığın duyguların bir anlık gerçekleşebilme olasığı ile karşı karşıya kalıverdin,yanında senden başka kimse olmadığı için korkuların aşkına,sıcaklığına,sevginin üzerine buz soğukluğu ile geliverdiler.Benim onun yerini alacağımdan endişe ettin,kalbinle hayallerin arasında sıkışmışlığın yarattığı inanılmaz kalp baskısını hissettin.En dayanılmaz noktaya geldiğinde bırakmak istedin,bırakmadım seni.Seni seviyordum,hiç bıkmadan seni seviyorum dedim sen hiç duymak istemesende,her duyduğunda o kelimeyi acı çektin,haykırdın:"Ne olur,onu benden alma,o ben dim,benliğimdi,onu bana bırak ne olur".Bıraktım onu sana,onun yerine geçmeyi asla hayal etmedim,onunla senin arana girecek kadar barbar ruhlu değildim.Seninde sevgini ve aşkını özgürce yaşamaya hakkın vardı.Asla duygularına saygısızlık etmeyi aklımın ucundan geçirmedim.Onlar senindi,senin olana saygım ve sevgim vardı.Ve hep öyle olacaktı.Sadece şans ve birazcıkta olsa bana olan,yavru kuşun gagasından daha küçük bir konsantrasyon istedim tüm kalbimle.sadece inandığım duygunun peşinden,sevgimin ve aşkımın sonsuz gücünden destek alarak sevdim seni.Senin, kendinin sevilebilen,sana aşık olunabilen,senin sana değer verilebilen biri olduğunun farkında olmanı istedim düşler meyhanesinden içeriye girerken.Senin hayallerini,sevdiklerini,özgürlüğünü elinden almaya gelmedim.Endişe duyulmayacak kadar saf ve özgürce sevdim seni.Seni çok düşünen bir dost tavsiyesi,güzelliğine güzellik kat,güzellikleri özgürce yaşa,hayat mücadeleni özgürce ve güçlü olarak devam ettir.Bir kadının çok güçlü kalbinin neler yapabileceğini sana anlatmıştım,sen de o kalplerden birisin bir tanem.Al eline şarabını bir akşamdan bir sabah kadar kahret seni çepeçevre çevreleyen olumsuzlukları,kötü düşünceleri atıver balkondan aşağıya,ve arkalarında baktığında sana kalan sadece mutluğun dayanılmaz hafifliği olacaktır düşler meyhanesinin en değerli perisi.Kendim için senden birşey istemiyorum,ben senin hayatta en mutlu kişi olmanı istiyorum,ben seni haketmek için güzel,seni çok mutlu etmek için elimden gelenin en iyisini yapacağım bu hayatta,benim mutluluk kaynağım oldun,umudum oldun sen düşler meyhanesindeki peri.
Düşler meyhanesinde,bir büyük rakıya danıştım,sevdamı anlattım ona,seviyorum dedim,elimde bir gülle kocaman kemerli kapıdan girip karşısına çıkmak istedim.Çıkma dedi bana,sevmez dedi,el yazısıyla mektup yazayım dedim.Sevgimi mürekkebin kalemin ucundan gözyaşı gibi aktığı kağıda dökeyim dedim,olmaz dedi.Gerçek olan şuydu,seni seviyordum seni seviyorum demekten bıkmadan.Umarım sen de duymaktan bıkmamışsındır,seni seviyorumlarla ileri gitmiyorumdur umarım,canını acıtmıyorumdur,mutlu olmalısın en güzel dostum,arkadaşım,sevdiğim benim.Sana bu sevgiyi vermekte bu kadar direttiğim için affet beni,amacım seni üzmek,incitmek,kırıp dökmek değildi.Acılarına,yaşam mücadelene,gözlerinde bulduğum huzuzra ortak olup,kalbimi kalbine,ömrümü ömrüne katıp seni mutlu görmek istiyorum.

Seni çok seviyorum düşler meyhanesindeki peri.

Hayalinle yanyana oturduğum üzeri tozlu masadaki rakımdan son yudumu da alarak usulca,ayağa kalktım.Ahşap kakmalı kapıya doğru yürüdüm.Vakit çok geç olmuştu.Gökyüzü hala ağlamaklı bir ses tonuyla gök gürültülü olarak yağıyordu şakaklarımdan aşağıya doğru.Sokağın başucuna geldiğimde,sağıma baktığımda gene senin hayalin sandığım karanlık geceyi aydınlatan bir yüz beliriverdi az ilerde.Ona doğru yürüdüm.Elinde,omuzlarını ve başını tamamen örten şemsiyesi ile tüm ihtişamı ile orda bana doğru bakıyordu.Korkmadım,yürümeye devam ettim.
Şemsiyeyi tutan ellerini tuttum,birlikte yürüdük bir süre hiç konuşmadan,hiç birbirimize bakmadan.
Yürüdük,yürüdük,yürüdük...Daha sonra karanlığın ortasında sonsuzlukta yankılandı aşkımız,düşler meyhanesindeki hayallerinle birlikte..
Elinde şemsiyesi ile karanlığımı aydınlatan sensin düşler meyhanesinde eski plakta çalan balkan türküsündeki göçmen kızı...



"Sana ait olanı yaşamak istiyordum.Aşksa aşk,sevinçse sevinç,hüzünse hüzün,acıysa acı.Senden gelen ve gelecek olan hiçbirşey korkutmuyordu beni.Sen yanımda olduktan sonra herşeye dayanabileceğimi biliyordum.Ne desem de sevdamı anlatsam diye düşünüyordum.Bugüne kadar söylenmiş en güzel sevda sözcükleri bile sana duyduğum sevgiyi ifade edemeyecek diye korkuyorum.Nereye gidersem gideyim yanımda götürüyordum seni.Hiç yalnız değildim bu yüzden.

8 Haziran 2010 Salı

FLORA

Flora,benim için bir çiçek bahçesinde öte anlamlar taşıyordu.O park bizim parkımızdı.Uzun süren sensizliğin son bulduğu o an ordaydı.o anı yaşamıştık birlikte,an'ı yaşamanın ne denli hayatımızın en değerli karakteristiğiydi flora.Onun adını "Flora" koydum ,çünkü içinde seninle ben vardık.Bizi seyreden nazlı ve sevimli keçi yavrularının,tavus kuşlarının barındığı cennetimizdi flora.
Flora,bendeki senin gözyaşlarıyla bezenmiş en anlamlı yerdi.Gözyaşlarının, yanağındaki sevgi tepelerinden akışını sevdim orda ben.Kalbinin bana gidiş gelişini gördüm,geçmişte yaşadığın aşkların zinicirlerinden kurtuluşunu gördüm flora da.Flora senin ve benim adamızdı,etrafı dingin dalgaların kıyıya vurduğu bir sevgi adasıydı,dostluk adasıydı,arkadaşlık adasıydı.Sana olan sevgimin ifadesiydi flora.An geldi sımsıkı sarılmak,an geldi aşkımı haykırmak tüm ebabil kuşlarına göklerde dolaşarak tüm dünyaya haykırsınlar diye.
Bu yazım bir aşk yazısı değildi.Flora ya olan sevgimdi kara hançer kalemlerinin kumlara yazdığı bir aşktı bu yazı dizeleri..seni seviyorumlarla büyüttüm sevgimi,sesini duyabilmenin,gözlerini görebilmenin dayanılmaz özlemiyle büyüttüm ve senin için flora yı yazdım.Sana adadım flora yı,her ne kadar haketmediğini düşünsende.Kalbinin gücünü gördüm ve flora daki çimlere şunu söyledim her adım atışmızda;siz,toprağa kılcal köklerle bağlanmış ey güzel yeşiller,bizi izleyen binlerce göz gibiydiniz ,bizi anlatın diğer köklere,dallara yapraklara,canlılara ki öğrensinler modern çağların yaşanmışlıklarını..
Flora,iyi ki vardın..iyi ki ordaydın,üzerinde yaşamamıza izin verdin özgürce,yutkunarak gözyaşlarımızı dökmemize,iyi ki varsın flora..
Aşkın sevgiye dediği gibi:Seni Seviyorum...

1 Haziran 2010 Salı

ALDATILMAK MI ALDANMAK MI?

Aldatmak,bir hainin kalbinin ejderhaya dönüşerek yaşamın kıyısındaki dürtüleri ile hareket ettiği olgudur.Aslında aldatmıyordur,aldanıyordur kendini sevene yaptığı bu hainlikle. Aldatılan her yürek aslında uçurumun kenarından kocaman bir U dönüşü yapmıştır.Hain bir kalbe esir olmaktan kurtularak özgürlüğün kıymetini daha da iyi anlamış olacaktır.
Aldatılmak,garip ve acı bir duygu.güvendiğin,inandığın değerlerin bir anda yokolmasıdır.Aşkının,sevginin,şefkatin bir anda kin ve nefrete dönüştüğü an dır.Başından aşağıya kaynar suların boca edilmesidir.Kanının tersine aktığı an dır.Vücudunun hissizleştiği an dır.duyularının çalışmadığı,gözlerinin görmediği kulaklarının duymadığı an dır.Ne acı bir an dır,yaşanmasını istemediğin anların en büyük çarpanıdır aldatılmak.Yalan sevgilerin,yalan aşkların,yalan sözlerin,yalan yaşanmış geçmişteki her anın o an ifadesidir aldatılmak.Kurtulamayacağını,bütün hayatını sardığını sandığın ama zamanla hayatta kalma mücadelesini yendiğin an da aşık olduğun an dır yeniden.
Hiç inanmadığın yeniden yaşayabileceğin bir aşkı yaşamak uğruna,eski aşkları eski aldanışları feda ettiğin an yaşamaya başlamışsındır büyük bir aşk ile.Yeniden yaşlanmak,yeniden beyaz bir süt olmak,siyah sütten arda kalanları bununla temizlemek aşkın geleceğidir.güzel bir kitapta güzel bir laf var,bir sevenin sevdiğine söylediği:"sana altın tepside kahvaltı sunamam ama hergün mercimek çorbası içmeni garanti edebilirim"diye..saf aşkın en güzel ve tarifsiz ifadesi bu bence.
tüm aldanışlar ve aldatılışların günümüzde en doğal hareket sayıldığı yaşamımızda,saflığın ve doğallığın kazanmasını diliyorum..
son sözlerim sevgiliye,
sevgili yarim,içimde seni sevdiğim kocaman bir deniz var.içinde binlerce yaşanmış ve yaşanacak hikaye var bu denizin.ben de sana karşı var olan,sen de var olmayan bir çok balığın yüzdüğü bu deniz o kadar büyük ki,seninle birlikte son balıkta gidecek uzak diyarlara ve bu deniz artık var olmayacak..asla bir daha aşık olmayacağıma kendi kendime söz verdim.ve ben sözümde duran bir sufi aşığım.
seni seviyorum demekten hiç bıkmadım senin bıktığını düşünsemde..
seni seviyorumlarla büyüttüm aşkımı ben,gerçeklik denizinde bir kaptan ı deryayım ben.
seni seviyorum...