Sayfalar

14 Haziran 2010 Pazartesi

DÜŞLER MEYHANESİ

Meleklerin göz yaşlarıyla geceyi ıslattığı bir akşam düşler meyhanesine doğru ağır ve düşünceli adımlarımla yola koyuldum.Meyhanenin ağır ahşap kakmalı kapısını aralayıp adımımı içeriye doğru attım,benim için büyük ama dünya için küçük bir adımdı.Kendimle dalga geçmiştim bir an,bir an seninle dolu kafamı kaldırıp ıslak ve yaşlı gözlerle masalarda hayalinin oturduğunu gördüm.Her hayalinin ellerinde hayatına ait anılar vardı.Kah acıların kah sevinçlerin kah gülücüklerin.Hayatını,dokunduğunda mutluluk ve umut saçan ellerinde tutuyordun.
Bir elinde küçük bir kız çocuğu,kumlarda oynayan,neşeli,gurulu ve mutlu.
Bir başka hayalinin elinde arkadaşalrın,dostların,az ve öz dostların enin birleştiriciliğinde buluşmuşlar kır kahvesinde kahvaltı yaparken.Hadi topla onları bir haftasonu,tek tek çağır onları,kendini anlat onlara,ben umudun ta kendisiyim,mutluluğun ta kendisiyim sizin içinizden biriyim,hayallerimde siz de varsınız cümlelerini haykırırken elinde tuttuğun umutların beyaz güvercinlerin kanatlarında pır pır uçuveriyor gerçekleşircesine.İnsan hayatının mutluluk kaynaklarında biri de birleştiriciliktir.Onlara moral vermektir kendi moralsizliğini gizleyerek,onlarda senin moralsizliğini alacak manyetik etkiyi yaratacaklardır kalbindeki negatif kuvvetlere karşı.Arkadaşlar,kah uzaklar kah çok yakınlar hepimize.Kahretmeden,üzülmeden dimdik ayakta,kendi etrafında birleştirmek için bir küçük bebek adımı at onlara doğru,daha önceki attığın kocaman adımları yok sayarcasına..Hayalkırıklarını boşver,onlar geçmişinde kalan toksik varlıklardır.İçine derin bir oksijen çek,düşler meyhanesindeki hayalinin elinde tuttuğu arkadaşlarını ayağa kaldır ve ahşap kakmalı kapıdan çıkın hep beraber mutlu olana doğru hep birlikte...Mutlu ol,güçlü ol,esprili ol,unutma ki sen de bende hayalimizin göründüğü gibi sıradanız,biz de yaşıyoruz hayallerimizi umutla,neşeyle güçle.Güçlü ve mutlu ol,artemis(romalılar diana derler)in oklarını insanların kalbine ölümüne sapladığı gibi sevgi ve dostluk oklarını atıver onlara doğru.
Düşler meyhanesindeki bir diğer hayalinin elinde acı,gözyaşı,isyankarlık ve kahır var.O kadar korkuyorum ki seni üzecek birşey yazmaya,o kadar seviyorum ki seni mutlu görmek için ,seni haketmek için kötülüklerle savaşan ejderha sürücüsü gibi..ilk zamanlarda bilmiyordun bu noktaya geleceğini.Hayatta en çok sevdiğin ve aşık olduğun adamın yerine birini sevebileceğine o güne kadar inanmamıştın.Bir gün, hep sevdiğini kalbinde yaşattığın o ilk sevgilinin karşısına çıkageldim.Seni sevdiğimi,koruduğumu,şefkatle yaklaştığımı,ellerini sımcıcak sevgi dolu hislerle tuttuğumu hissettin.Bu hislerden korktun,daha önce yaşadıklarının üzerine koymak istemedin bu sıcak duyguları.Korktu bu duygulardan,gerçek olabileceğine asla inanmadığın duyguların bir anlık gerçekleşebilme olasığı ile karşı karşıya kalıverdin,yanında senden başka kimse olmadığı için korkuların aşkına,sıcaklığına,sevginin üzerine buz soğukluğu ile geliverdiler.Benim onun yerini alacağımdan endişe ettin,kalbinle hayallerin arasında sıkışmışlığın yarattığı inanılmaz kalp baskısını hissettin.En dayanılmaz noktaya geldiğinde bırakmak istedin,bırakmadım seni.Seni seviyordum,hiç bıkmadan seni seviyorum dedim sen hiç duymak istemesende,her duyduğunda o kelimeyi acı çektin,haykırdın:"Ne olur,onu benden alma,o ben dim,benliğimdi,onu bana bırak ne olur".Bıraktım onu sana,onun yerine geçmeyi asla hayal etmedim,onunla senin arana girecek kadar barbar ruhlu değildim.Seninde sevgini ve aşkını özgürce yaşamaya hakkın vardı.Asla duygularına saygısızlık etmeyi aklımın ucundan geçirmedim.Onlar senindi,senin olana saygım ve sevgim vardı.Ve hep öyle olacaktı.Sadece şans ve birazcıkta olsa bana olan,yavru kuşun gagasından daha küçük bir konsantrasyon istedim tüm kalbimle.sadece inandığım duygunun peşinden,sevgimin ve aşkımın sonsuz gücünden destek alarak sevdim seni.Senin, kendinin sevilebilen,sana aşık olunabilen,senin sana değer verilebilen biri olduğunun farkında olmanı istedim düşler meyhanesinden içeriye girerken.Senin hayallerini,sevdiklerini,özgürlüğünü elinden almaya gelmedim.Endişe duyulmayacak kadar saf ve özgürce sevdim seni.Seni çok düşünen bir dost tavsiyesi,güzelliğine güzellik kat,güzellikleri özgürce yaşa,hayat mücadeleni özgürce ve güçlü olarak devam ettir.Bir kadının çok güçlü kalbinin neler yapabileceğini sana anlatmıştım,sen de o kalplerden birisin bir tanem.Al eline şarabını bir akşamdan bir sabah kadar kahret seni çepeçevre çevreleyen olumsuzlukları,kötü düşünceleri atıver balkondan aşağıya,ve arkalarında baktığında sana kalan sadece mutluğun dayanılmaz hafifliği olacaktır düşler meyhanesinin en değerli perisi.Kendim için senden birşey istemiyorum,ben senin hayatta en mutlu kişi olmanı istiyorum,ben seni haketmek için güzel,seni çok mutlu etmek için elimden gelenin en iyisini yapacağım bu hayatta,benim mutluluk kaynağım oldun,umudum oldun sen düşler meyhanesindeki peri.
Düşler meyhanesinde,bir büyük rakıya danıştım,sevdamı anlattım ona,seviyorum dedim,elimde bir gülle kocaman kemerli kapıdan girip karşısına çıkmak istedim.Çıkma dedi bana,sevmez dedi,el yazısıyla mektup yazayım dedim.Sevgimi mürekkebin kalemin ucundan gözyaşı gibi aktığı kağıda dökeyim dedim,olmaz dedi.Gerçek olan şuydu,seni seviyordum seni seviyorum demekten bıkmadan.Umarım sen de duymaktan bıkmamışsındır,seni seviyorumlarla ileri gitmiyorumdur umarım,canını acıtmıyorumdur,mutlu olmalısın en güzel dostum,arkadaşım,sevdiğim benim.Sana bu sevgiyi vermekte bu kadar direttiğim için affet beni,amacım seni üzmek,incitmek,kırıp dökmek değildi.Acılarına,yaşam mücadelene,gözlerinde bulduğum huzuzra ortak olup,kalbimi kalbine,ömrümü ömrüne katıp seni mutlu görmek istiyorum.

Seni çok seviyorum düşler meyhanesindeki peri.

Hayalinle yanyana oturduğum üzeri tozlu masadaki rakımdan son yudumu da alarak usulca,ayağa kalktım.Ahşap kakmalı kapıya doğru yürüdüm.Vakit çok geç olmuştu.Gökyüzü hala ağlamaklı bir ses tonuyla gök gürültülü olarak yağıyordu şakaklarımdan aşağıya doğru.Sokağın başucuna geldiğimde,sağıma baktığımda gene senin hayalin sandığım karanlık geceyi aydınlatan bir yüz beliriverdi az ilerde.Ona doğru yürüdüm.Elinde,omuzlarını ve başını tamamen örten şemsiyesi ile tüm ihtişamı ile orda bana doğru bakıyordu.Korkmadım,yürümeye devam ettim.
Şemsiyeyi tutan ellerini tuttum,birlikte yürüdük bir süre hiç konuşmadan,hiç birbirimize bakmadan.
Yürüdük,yürüdük,yürüdük...Daha sonra karanlığın ortasında sonsuzlukta yankılandı aşkımız,düşler meyhanesindeki hayallerinle birlikte..
Elinde şemsiyesi ile karanlığımı aydınlatan sensin düşler meyhanesinde eski plakta çalan balkan türküsündeki göçmen kızı...



"Sana ait olanı yaşamak istiyordum.Aşksa aşk,sevinçse sevinç,hüzünse hüzün,acıysa acı.Senden gelen ve gelecek olan hiçbirşey korkutmuyordu beni.Sen yanımda olduktan sonra herşeye dayanabileceğimi biliyordum.Ne desem de sevdamı anlatsam diye düşünüyordum.Bugüne kadar söylenmiş en güzel sevda sözcükleri bile sana duyduğum sevgiyi ifade edemeyecek diye korkuyorum.Nereye gidersem gideyim yanımda götürüyordum seni.Hiç yalnız değildim bu yüzden.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder