Sayfalar

28 Nisan 2010 Çarşamba

İSTANBULDA AŞKI YAŞAMAK...

İstanbul,yaşadıklarımızla alın yazımızı belirleyen dev bir metropol.bu şehirde aşık olmak,bir metropol kadınını sevmek ne zor ve ne güzel bir duyguymuş meğer.
seviyordum,çünkü onunla aynı dili konuşuyordum.ağzımızdan aynı sözler dökülüyordu.baktığımız yön de aynıydı.İstanbul da nereye bakarsanız bakın hep bir hayat hikayesi görüyorsunuz.her ne tarafa baktıysam,her kime baktıysam onu görüyordum.modern zamanların Romeo'su olamayacaktım ama hissediyordum onu.karizmatik,çalışkan ve idealist bir kadındı o.kültürüyle döverdi seni beni.öğrettikleri ve hissettirdikleriyle girdi dünyama.İstanbul da yaşayan birçok kadın gibi özgürdü,kendine güveniyordu,çalışıyordu,parasını kazanıyordu.sonuçta kadındı,şefkat isterdi,korunma isterdi,sevgi,saygı ve mutlu olmak isterdi.sürpriz beklerdi erkeğinden.etrafında duymuş olduğu ve yaşanmış,hüsrana uğramış aşk hikayeleri kafasının bir tarafında hep vardı istanbul kadınının.erkeğine sonsuz güvenmek,şüphesiz bir aşk yaşamak istiyordu.ben de istiyordum onu,ona sürprizler yaptım,şefkat gösterdim,korudum ama kadına yapılmayacak olanı yaptım.istemeden de olsa kalbini kırdım.benim elimde değildi,geçmişte yaşamış olduğum hikayeler canlandı bir an.garip bir güç onları bizim önümüze koyuverdi.mücadele ettik,cesurca savaşmak istedik.savaşamadık,savaşmanın zamanı değildi belki de.zamanı iyi kullanamadık.istanbul da hayat çok hızlı akıyor,insan herzaman bir yerlere geç kalmışlık hissiyle yaşıyor bu şehirde.ne kadar acı ki aşklar da öyle yaşanıyor.çabuk tüketiyoruz elimizdeki güzellikleri..istanbul erkeği de ,kadınıda hızlı yaşıyor.rome o ve jüliet olamıyoruz belki ama kendi aşk hikayemizi çok kısa sürede yazıp the end diyoruz.
nedeni,istanbul da aşkı yaşamaktı.Anadolunun küçük bir kasabasında yaşamış olsaydık herşey ne kadar sorunsuz,sorusuz,şüphesiz yaşanırdı kim bilir.ferhat ile şirin in yaşadığı bir aşk hikayesi duydunuz mu İstanbul da.ben duymadım,uzun bir süre de duyabilceğimi zannetmiyorum.Bu şehir insanı hızlı bir ördek yapıp çıkıyor.
bazen İstanbul a isyan edesim geliyor.neden bunu bize yapıyorsun,neden herşeyi olduğu gibi yaşayamıyoruz.nedir değişen biliyormusunuz.bizler sürekli ve çok hızlı bir değişim geçiriyoruz.İstanbuldaki kadınlar ve erkekler olarak bu şehrin mutantları gibiyiz.
geçmişte ahlaksızlık diye tabir ettiğimiz olaylar,bu şehirde normal karşılanır oldu.erkekler kadınlarını aldatmaktan çekinmediler.kadınlar erkeklerini aldatmaktan çekinmediler.yalan söylediler,aldattılar ve aldatıldılar.saygı ve sevgiyi unuttular.saflıklarını unuttular bünyelerine değişik kimayasallar ekleyerek.istanbu un havasında vardı bu kimyasallar,bunu soludukça saflığımız kayboldu.aşkımız kayboldu,kadınlarımız kayboldu,erkeklerimiz kayboldu.
benim içimde yaşadığım büyük bir umut var aşka dair.gelecek planı yapmadan,mütevazı bir aşk yaşıyorum içimde, ne kadar gerçek olamayacağını bilsemde.inanıyorum,umut ediyorum.
İstanbulda kendime bir söz verdim:mütevazı yaşayı düstur edineceğim,aşkı kaplumbağa gibi yaşayacağım,işimde çok başarılı ve hep en yükseğe doğru adımlar atacağım,ayağım takıldığında tekrar kalkacağım ve koşmaya başlayacağım..inandığım doğruların hep doğru olduğunu düşünmeyeceğim,sorgulayacağım,akıllı bir insan gibi şüphe duymayı,çözüm üreten bir insan olmayı seçtim ben.hedef,zamanı yaşamak,zamanın içinde hayat var çünkü,zaman nereye gideceğini çok iyi bilen bir gemi kaptanıdır.
usanmadan,hep en iyisi olmaya çalışacağım.aşkım için,ailem için,istanbu için..
son olarak,romeo ve jüliet ten bir alıntı yaparak kapatıyorum..
(her hafta bu blogda değişik konulara dair anlatımlar yapacağım.)
Romeo;
"Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi,yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan;biz dönünceye dek siz parıldayın diye.gözleri gökte olsaydı,yıldızlarda onun yüzünde;utandırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı.gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı.öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder